İyi Parti Yüksek Seçim Kurulu (YSK) Temsilcisi Avukat Mustafa Tolga Öztürk, CHP’nin 38. Olağan Kurultayı hakkında Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi’nin verdiği kararın yalnızca CHP’yi ilgilendiren bir durum olmadığını belirtti. Öztürk, “Bugün herhangi bir siyasi partinin kongresi veya kurultayı, seçim yargısı tarafından denetlenmiş ve kesinleşmiş bir süreç, sonradan genel görevli mahkemelerce yeniden tartışılabilir hale gelebilir,” dedi.
Öztürk, bu konuda bir makale yazarak, ortaya çıkan hukuki sorunların Türkiye’deki tüm siyasi partilerin kongre ve kurultaylarının hangi yargı mercilerinin denetimine tabi olduğu sorusunu yeniden gündeme getirdiğini ifade etti. Eğer mahkemenin dayandığı yaklaşım genel kabul görürse, yalnızca CHP’nin değil, diğer siyasi partilerin kongre ve kurultaylarının da genel mahkemelerin incelemesine tabi olabileceğini vurguladı. Bu durum, seçim yargısının denetiminden geçmiş ve kesinleşmiş süreçlerin yeniden tartışmaya açılabileceği uyarısını da beraberinde getiriyor.
Öztürk, mutlak butlan kavramına da değinerek, siyasi parti seçimlerine ilişkin uyuşmazlıklarda bu hükümlerinin uygulanabilirliği açısından açık bir yasal düzenlemenin bulunmadığını belirtti. 2820 sayılı Siyasi Partiler Kanunu’nun 21. maddesindeki düzenlemelere dikkat çeken Öztürk, seçim sonuçlarına itirazların hakim tarafından incelenerek kesin karara bağlanması gerektiğini ve seçimlerin iptali yetkisinin de seçim hakimine bırakıldığını hatırlattı. Ayrıca, siyasi partilerin seçimlerine dair özel hükümlerin varlığı nedeniyle genel hükümlere başvurmanın mümkün olmadığını ifade etti.
CHP’nin 38. Olağan Kurultayı hakkındaki itirazların hem Çankaya İlçe Seçim Kurulu hem de YSK tarafından değerlendirildiğini belirten Öztürk, seçim hukukunun öngördüğü denetim yollarının işletildiğini ve ilgili merciler tarafından karar alındığını kaydetti. Öztürk, “Buradaki asıl tartışma, seçim yargısının denetiminden geçmiş ve kesinleşmiş bir sürecin daha sonra genel mahkemelerce yeniden değerlendirilip değerlendirilemeyeceğidir. Uyuşmazlığın özü burada yatmaktadır,” dedi.
Anayasa’nın 79. maddesinin seçim hukukunun temel hükümlerinden biri olduğuna dikkat çeken Öztürk, seçimlerin düzen içinde yönetimi ve dürüstlüğüyle ilgili işlemlerin YSK’ya ait olduğunu vurguladı. Bu madde çerçevesinde, “Yüksek Seçim Kurulunun kararları aleyhine başka bir mercie başvurulamaz” hükmünü hatırlatan Öztürk, seçim uyuşmazlıklarında son sözün YSK’ya ait olduğunu ve bunun, seçim sonuçlarının belirsizlik içinde kalmasını önlemeyi amaçladığını ifade etti.
